07.12.2011 - Enerji Üretiminde Devrim Yaratacak Yöntem!
182 kez okundu

Japonya’da meydana gelen 9 şiddetindeki depremden sonra herkes nükleer enerji santrallerini konuşur oldu.  Japonlar muhtemelen içlerinden “koyun can derdinde kasap et derdinde!” atasözünü geçirerek diğer ülkelerin endişelerini izlemektedir. Komşuları nükleer sızıntının kendilerine ne zaman ulaşacağını düşünüp sorgulamaktan, depremin en büyük mağduru olan Japonya’yı unutmuş durumdalar. ABD vatandaşları ve yandaşları, dünyada gelişen diğer tüm olaylarda olduğu gibi bu olayda da değerlendirmelerinin tam odağına ABD çıkarlarını çoktan koydular. Sosyal paylaşım sitelerinde gidip gelen yorumlar bunun en belirgin kanıtı. Türkiye’de de nükleer enerji santralleri yeniden gündemi işgal etmiş durumda. Başbakan Erdoğan önce “tüpgazın da tehlikesi var onu da kullanmayalım” dedi. Sonra da “Nükleer enerjiye karşı çıkanlar radyasyon riski olduğu için bilgisayar kullanmıyor mu? Televizyon seyretmiyor mu?” dedi. Öte yandan mühendisler odası nükleer sızıntıyı fırsat bilerek bir kez daha Akkuyu’da kurulması öngörülen nükleer santrali protesto etti. Hangi TV kanalını açsak karşımızda nükleer uzmanı birkaç kişiyi buluyoruz. Doğrular yanlışlar birbirine karışmış durumda. Peki, bu bilgi kirliliği içerisinde nasıl davranmalı? Ertesi gün yatağımızdan kalktığımızda bunca korku ve endişeyi azaltacak ne yapabiliriz? Devlet kademesinde önemli koltukları işgal eden yetkililer ne yapmalı? Özellikle herhangi bir yönetimsel gücü olmayan sıradan bir vatandaş olarak bizler, tartışma programlarına dalıp uykusuz kalmak dışında bir şeyler yapabilir miyiz?

Farklı enerji kaynaklarına taraf olsak dahi aslında hepimiz bir şekilde enerji kaynaklarımızı arttırmamız gerektiği hususunda hemfikiriz. Bugünkü tüketim alışkanlıkları göz önünde bulundurularak yapılan hesaplarda birkaç yıl sonra enerji kaynaklarının tükeneceği neredeyse herkes tarafından kabul ediliyor. Mesela siz bu satırları okurken herhangi bir yanlış saptama olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız sizinle hemfikir olmamız olası. Sondan bir önceki cümlemizi başa saralım:
Bugünkü tüketim alışkanlıkları göz önünde bulundurularak yapılan hesaplarda
Sizce yanlışlık nerde? Mesela bugünkü yerine yarınki mi olmalıydı? Mantıklı. Yarınki tüketim alışkanlıklarını göz önüne alarak hesap yaparsak farklı şeylerle karşılaşabiliriz. Mesela enerji kaynaklarının bugünkü tüketim alışkanlıkları ile 30 yılda tükenmesi öngörülüyor diyelim. Yapılan bir araştırmaya göre 50 yılda ABD’de tüketim sonucu oluşan çöp miktarı 2 katına çıkmış. Yani kişi başına 50 yıl önce 1 kg çöp oluşuyorduysa bugün 2 kg oluşuyor. Bu durumda 25 yıl sonra bugün tüketilenin 1,5 katı tüketilecek demektir. Ne oldu peki? Sonuç daha da feci! Esasında hesaplar zaten tüketimdeki artış göz önüne alınarak yapılmaktadır. Demek ki yanlışlık başka bir yerdedir. Şimdi daha fazla soru sormadan bu yanlışımıza odaklanalım. Yanlışlık tam olarak “tüketim alışkanlıklarımız” kısmında. Bizler ihtiyacımız olan enerjinin kat be kat fazlasını tüketiyoruz. Bir firma yeni çıkardığı cep telefonu modelinin 3 günde 1.7 milyondan fazla satıldığını göğsünü gere gere açıklıyor. Son model telefonların genelde telefon yenileyenlere satıldığını söylemek için uzun boylu bir araştırma yapmaya gerek yok. Yeni çıkan telefonlar temel fonksiyonlar açısından eskilerden farklı bir öğe içermiyor. Mesela önceki telefonunuzla çok net konuşamıyorken yenisinde çok net konuşuyor değilsiniz. Kullanıcıların çok büyük bir oranı sırf görsel olarak telefonu beğendiği için alıyor. Bir o kadarı da gösteriş ve moda merakından alıyordur. Peki, bu tüketim çılgınlığına hangi enerji kaynağı dayanabilir? Yenilenebilir enerji mi? Nükleer enerji mi?

Bunun gibi, alışveriş merkezlerimiz gecenin geç saatlerine kadar açık ve devasa bir enerji tüketilerek aydınlatılıyor. Nükleer enerji taraftarları diyor ki; nükleer santraller kurarak bu alışveriş merkezlerini aydınlatalım. Çevrecilerimiz diyor ki yenilenebilir enerji, güneş ve rüzgâr enerjisi gibi, kullanarak bunları aydınlatalım? Al birini vur ötekine!  Böyle çevrecilik mi olur? Bakın biz alışveriş merkezlerimizi sadece ihtiyacımız olan eşyaları almak için kullansak, bugün harcadığımız zamanın belki onda birini orada geçireceğiz. Dolayısıyla da alışveriş merkezleri erkenden kapanacak ve akşamki tüketim için yeni santral kurmamıza gerek kalmayacak. İnsanlarımız ihtiyaçları olmayan eşyaları almak için daha fazla çalışmayıp eve dinç gelecekler, yorgun olmadıkları için daha az televizyon seyredecekler. Televizyon insanlara sürekli ellerindeki eşyaların eskimiş olduğunu onlara dayattığı için, daha az televizyon seyretmekle daha az etki altında kalacaklar ve daha az alışveriş yapacaklar.  Böylece daha az üretim yaparak yaşayabileceğiz ve daha az üretim için elbette daha az enerji gerekecek. Büyüklerimiz eski günleri anarken hep bir yokluktan bahsederler. Darı ekmeğini lüks bulan ve ayağında çarıkla (bazen de çarıksız) yaşayan bu insanların torunları neden bugün bir aldığını bir ay bile giymiyor? Demek oluyor ki, dünya böyle değildi ve biz bu hale getirdik. Tüketimi biz arttırdıysak neden azaltamayalım ki? Bakınız yüce Allah Kuran’da nasıl buyuruyor:

Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir. (Nisa Suresi,39)

Elbette ki hiçbir zarar gelmez. Tamamen bizim akılsızlığımız. 50 yıl öncesinden daha mutlu olduğumuzu kim söyleyebilir?

Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur(Furkan, 67)

Allah, Rezzak adıyla bütün varlıkların rızkını yaratmıştır. Ancak tüketimde ileri gidip diğerlerinin hakkını gasp edenler dünyanın dengesini bozmaktadırlar. Her türlü teknolojiyi kullanalım, ama her şeyde olduğu gibi ihtiyacımız kadar kullanalım, israf etmeyelim ve başkalarına zarar vermeyelim. Asıl devrim budur! Yoksa hiçbir teknolojik buluşla “sınırlı” dünya kaynaklarını sınırsız hale getiremeyiz.

Son olarak sizlerle son derece güzel hazırlanmış bir video’yu paylaşalım.  (Bu video aynı zamanda makalemizin de önemli bir kaynağı)Evreni ne hale getirdiğimize beraber bakalım:

Eşyaların Hikayesi (Story of Stuff)

http://www.youtube.com/watch?v=_RoLW7Okkjw&feature=related

Abdullah KARADAĞ|www.tekderistanbul.org

30.03.2011

Copyright © 2011 Tekder- Teknik Elemanlar Derneği İstanbul Şubesi. Her Hakkı Saklıdır.
Tasarım ve Kodlama: Fikri IŞIK